Rehber :
   
Klima ve Soğutma Sanayi
Olgun Klima
Tamamını Göster...
   
    Kullanıcı Adı:   
    Parola:           
                       
23.02.2010
M.Nihat Malkoç Şiir Yarışmasında Türkiye Birincisi Oldu...


M.Nihat Malkoç Şiir Yarışmasında “Türkiye Birincisi” Oldu

Geçtiğimiz günlerde Merkezi İstanbul’da bulunan FİKİR-DER tarafından “Şehid ve Şehadet” konulu Türkiye geneli şairlerin katılımına yönelik bir şiir yarışması düzenlendi. Yüzlerce şairin “Şehid ve Şehadet” içerikli şiirleriyle katıldığı yarışmada Trabzon’dan yarışmaya katılan M. Nihat MALKOÇ “Umudun Çağrısı” adlı şiiriyle “TÜRKİYE BİRİNCİSİ” oldu.

“Şehid ve Şehadet” temalı şiir yarışmasının ödül töreni gelecek günlerde İstanbul’da yapılacak. Söz konusu yarışmada dereceye girenlerin ödülleri, Fikir-Der Akif Babalı Konferans Salonu’nda düzenlenecek etkinlikte verilecektir.

Serbest tarzda yazdığı “Umudun Çağrısı” adlı uzun şiiriyle “Türkiye Birincisi” olan M. Nihat MALKOÇ’u tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

                               

 M. Nihat MALKOÇ’a “TÜRKİYE BİRİNCİLİĞİ” kazandıran “Umudun Çağrısı” adlı şiir..

 

UMUDUN ÇAĞRISI

 

                      “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”(M. C. Kuntay)

 

I.

 

Umut, acılara gebeydi gece şafakta can çekişirken

Yediveren çiçek misaliydi kanayan düşlerimiz

Mavi göklerden güneşini çalmışlardı yetim çocukların

Tuz buz olmuştu fecirde bir öksüzün cılız umutları

Darmadağın sol yanım, uykular paramparça kuşluklarda

 

Bin parçaya bölündük şarapnel kıymıklarıyla

Her parçamız yedi başlı ejder misali buldu can

Kanat oldu bizlere büyüttüğümüz onca kutlu dilekler

Gözyaşlarına saklandı firar eden hüzünler ve sevinçler

Yağmur sularıyla yaramızı yıkadı ışıktan kanatlı melekler…

 

II.

 

Bir coğrafya cayır cayır yanarken…

Gözyaşlarımızla söndürdük nefret ateşlerini

Dualara tutunduk uçurumların eşiğinde

Secdemiz Allah’adır, bükülmedik kula biz…

Sonsuzluğa uyuduk şahadet beşiğinde

 

Bir yanardağın alevinde boy verir tevhit goncaları

Daralan vakitlerde zamanın göğüs kafesine iner bir balyozun gölgesi

Bir yıldız düşer hilalin suda gülümseyen kalbine

Sağır duvarların soluğu kesilir kan rengi şafaklarda

Ölüm munisleşir, bir diriliş muştusu olur göğüs kafesinde

 

III.

 

Gece, orta yere döker kirli çamaşırlarını

Öfkeler biler yorgun savaşçıların paslı kılıçlarını

Akıl tutulur, mantık savuşur, aşka gelir gül yüzlü düşünceler

Bir kum tanesi kadar görünür gözüne dünya

Prangalarından kurtulur kalbini elinde taşıyan mücahit…

 

Bir kurşunun gölgesinde secdeye kapanır kan çiçekleri

Kerpetenlerle sökülürken göğüs kafesinden taşan can kırıkları

Rüzgârlar tarar bir yiğit savaşçının sırma saçlarını

Âhların kundağında vehimlere gömülür simsiyah heyulalar…

 

IV.

 

Cinnetin batağında taşlaşırken kaskatı yürekler

İnsanlığın salâsı verilir şahadet parmağı misali ince minarelerden

Bir ruh göklere yol alır direnişin çelikten kanatlarıyla

Biteviye kanar yarası adanmış bir yiğidin her şafak vakti

Mesafeler kaybolur zilletten izzete giden nurlu yollarda

 

Sükûtun diliyle söylenir en acı sözler ölümün koyağında

Yarınları çalınmış çocuklar izini sürer hiç söylenmemiş sözlerin

Bir kalbin ışığı söndürülür cılız nefeslerle şahadet pınarında

Ezelden ebede dörtnala koşar içimdeki yılkı atları

Ölümsüzlük katarına katılır bembeyaz güvercinler…

 

V.

 

Hayat son perdesini indirirken zamanın gözbebeklerine

Kelimeler düğümlenir sükûtun tenhasında

Asık suratlı çağ kusar kursağında biriktirdiklerini

Tebessümler firar eder dudaklardan sabır taşı çatlarken…

 

Aynalarda boğulur açık denizlerde iz süren bahriyeliler

Yağmur bile paklayamaz nefretin kirli çamaşırlarını

En büyük madalyası olur şehidin kanayan mübarek yarası

Bir özgürlük türküsünün nağmelerine gömer közleşen acısını

 

VI.

 

Vuruldukça çoğalır, öldükçe yaşar gözü pek serdengeçtiler

Göklerin tenhasında asılı kalır kan ve barut kokusu

Sükût değirmeninde bir ses böler ömrün gaflet uykusunu

Ölümsüzlük, harabeler içinde bir çınar gibi kök salar derinlere

 

Mimsiz medeniyetten medet umanlar suya yazmakta yazı…

Zira tankların paletleri altında ezilmekte merhamet

Bu çağın Ebreheleri fillerini sürmekte mazlumların üstüne

İnsanlık Ebabilleri boşuna bekler kör şafaklarda

Gör ki vicdanlar aslına rücu etmedikçe kuşlar geri dönmeyecekler…

 

VII.

 

Bir mermi ömrün en muhkem son kalesini yerle bir ederken

Buruşturulur hayat, umutlar gömülür mayınlı yollara

Yakup’undan ayrılır, kör kuyularda bir el bekler ay yüzlü Yusuflar…

Gözü pek bir nefer hayatın zehrini şifa diye yudumlar son nefesinde

Ardına kadar açılır sürmeli kapılar kutlu yolun yolcusuna…

 

Yıldızlar nöbet bekler kutlu bir kabrin mermerde atan nabzında

En Sevgili karşılar hakikat yolcusunu yolların kavşağında

Misk ü amber yayılır şehidin kanayan yarasından mavi göklere

Gece atar üzerinden simsiyah yorganını, bir inşirah müjdesi düşer sabaha…

Ey ölüm zırhını kuşanan şehit; müjdeler olsun kutlu ervaha!...

 

NİHAT MALKOÇ

Toplam Okunma Sayısı : 1185

GülNet İnternet Hizmetleri, GülKom Mühendislik Bilgisayar Ltd.Şti.
Gazipaşa Mah. Cudi Bey Mektep Sok.Mahmut Reis Apt. No:7 Kat:2 Daire:4 Trabzon / TÜRKİYE
Tel: +90 462 326 61 42 - Fax: 0 (462) 326 99 59
E-mail: info@visittrabzon.com