Rehber :
   
Balık Lokantaları
Kılçık Balık Lokantası
Tamamını Göster...
   
    Kullanıcı Adı:   
    Parola:           
                       
28.06.2009
Her Yer Fındık Olsun, Kasalar Parayla Dolsun Felsefesinden Vazgeçmemiz Lazım


-Koca Karadeniz, fındıktan 5 milyar dolar gelse bile geçinemez. 5 milyar dolar Karadeniz’in umudu olmaz. 2008 yılında tek bir sanayi tesisimizin cirosu 6,5 milyar dolardı. Öyleyse fındık Karadeniz’de yaşayan 5 milyonu aşkın insanın umudu olamaz.

-Devletin fındığa ayırdığı kaynaklar kimsenin yüzünü güldürmüyor.

 

-Fındığın fiyatının piyasaya terk edilmesini kabul ederek ürün yerine üreticinizi sosyal olarak desteklerseniz ne olur? Doğrusu olur.

 

 

-Her yer fındık olsun, kasalar parayla dolsun felsefesinden vazgeçmemiz lazım.

 

 

“Fındık meselesinde yıllar boyunca tüm kesimlerin mutabık olduğu, “evet bu doğrudur” dediği bir ortak politika tespit edilememiştir.

Herkesin hep beraber durduğu noktadan bir tarafına itiraz ettiği bir durumla karşı karşıyayız. Kimse memnun değil, “kimse şeriatın kestiği parmak acımaz” demiyor.”

Böyle diyor Türkiye İhracatçılar Meclisi Stratejik Planlama Uzmanı ve Fındık Tanıtım Grubu önderliğinde kurulan Karadeniz Gelişim Akademesi koordinatörü Burhan Özkan..

 

Burhan Özkan, fındıkta günün ekonomik koşullarına göre planlamaların yapılması ve bunların tavizsiz şekilde uygulanması gerektiğini belirterek, şu görüşleri savunuyor:

 

YANLIŞ DESTEK, YANLIŞ SONUÇ

Şimdiye kadar izlenen ürünü destekleme politikaları döneminde dikim alanları ve arz fazlası artmıştır.

 

ARZ HIZLI, TALEP YAVAŞ

Tüm dünyadaki talep, arzın artışı oranında art (tırılama)maktadır.

Bu durum fındığın fiyatını aşağı çekmekte ve üreticimizi her yıl düşük fiyat tehdidi ile karşı karşıya bırakmaktadır.

 

SİYASET - HAMASET - FELAKET

Siyasi iktidarlar üreticimizi mağdur etmemek ve fındık fiyatını belli bir seviyede tutmak için fındık almaktadır. Bunu kimin aracılığı ile yaptığının bir önemi yoktur. İster Fiskobirlik ister TMO aracılığı ile yapsın para devletin cebinden çıkmaktadır.

 

ARZ TUSUNAMİ’Sİ

Arz fazlası, dikim alanlarının artışına bağlı olarak her yıl arttığı için fındık almakta kullanılan kaynaklar her yıl biraz daha artmaktadır.

Bu gün itibarı ile rekoltenin iyi gittiği bir yılda nerede ise 900 bin tonluk bir büyüklüğe sahibiz.

 

DEVLET YORGUN, DEVLET MÜFLİS

Zaten kendi mali sorunlarından yorgun düşmüş bir devlet için bu kaynakları üretmek her yıl daha da zorlaşmaktadır.

 

HAYIR GETİRMEYEN KAYNAK

Devletin bu işe ayırdığı kaynaklar kimsenin yüzünü güldürmüyor. Mesele burada düğümlenmektedir. Evet, devletimiz üreticisini mağdur etmemek için sosyal politikalar ve destekler üretmelidir. Bunun için kaynak da ayırmalıdır.

 

MUTLU EDEN KAYNAK

Ancak ayırdığı kaynaklar önce yüz güldürmeli sonra da kaynak yaratmalıdır. Karadeniz fındık üreticisi her yıl devletin başka bölge ve alanlardan topladığı vergilerden kaynak talep eden bir yüke dönüştürülemez.

 

KAYNAK YARATAN KAYNAK

Biz bunu hak etmiyoruz Bize ayrılacak kaynaklar, Karadeniz’in kalkınmasını teşvik eden motivasyonlara dönüşmeli. Karadeniz’de gelişme ve ilerlemeyi körüklemelidir.

 

HEP BERABER KAYIP ETTİK

Şimdiye kadar izlenen politikalardan kimse kazanmadı. Ne Karadenizli, ne kaynak peşinde koşan bölge siyasetçisi, ne tüccar, ne ihracatçı, ne bölge kalkınması… Bu kaynaklar la Ordu ve Giresun’un en büyük talebi havalanından 4 adet, 8 bin kadar ilköğretim okulu, 400 üniversite, 350 ağır sanayi orta boy tesisi fabrika yapabilirdik.

 

ÜRETİCİ İLE ÜRÜNÜ BİRBİRİNDEN AYIRMAK GEREK.

Üretici bir canlı, bir insan, bir yurttaş, onun kaderini piyasaya terk edemezsiniz. Üreticiyi desteklemek, onun kaderiyle ilgili olmak, sosyal devletin ve bir millet olmanın olmanın gereğidir.

Onun kaderini her ürün gibi piyasaya terk etmelisiniz. Eğer arz ve talebin büyük buluşmasına inanıyorsanız. Eğer piyasanın eninde sonunda doğru fiyatı oluşturacağına inanıyorsanız.

 

PİYASAYA GÜVENMEK GEREK

Eğer piyasanın oluşmasının orta ve uzun vadede refah getireceğine inanıyor ve bunun için gerekirse kısa vadede bedel ödemeyi göze alıyorsanız, bir ürün olarak fındığın kaderini piyasaya terk etmek zorundasınız.

 

PİYASAYA İNANMAK GEREK

Bir ürün olarak fındığın fiyatının piyasaya terk edilmesini kabul ederek ürün yerine üreticinizi sosyal olarak desteklerseniz ne olur?

1. Üreticiniz mağdur olmaz.

2. Fiyatı düşmüş bir üründe ısrar etmek yerine başka ürün arayışlarına girer.

3. Bu arayışla talebi ve fiyatı en iyi olan ürünü seçer.

4. Fındık üretimi ve arz azalır ve fındık fiyatı yükselerek bir dengeye girer.

5. Bu döngü en fazla 5 yıl sürer ve işler rayına oturur.

6. 5 yıl içinde devlet bu işten elini çeker.

7. Bu iş için ayırdığı verimsiz kaynakları daha verimli altyapı yatırımlarına yönlendirir.

 

BU BEŞ YIL İÇİNDE ÜRETİCİYE NE OLACAK?

Alan bazlı destek politikaları ile desteklenecek ve mağdur edilmeyecek.

Fındık dikmek değil sökmek ve alternatif ürün ekmek teşvik edilecek.

Karadeniz fındık üreticisi her yıl devletin eline bakmaktan kurtulacak.

 

FINDIĞA MAHKUM MUYUZ?

Doğru akıl diyor ki; Karadeniz Bölgesi fındığa mahkum edilemez. Neden mi? Çünkü yılda 1 milyon ton fındık üretsek, sonra da tüm dünyaya kıtır kıtır fındık yedirsek. Bu sayede fındığımızı her yıl istikrarla kilosu 5 dolardan satsak.

 

KİMSENİN ELİ ARMUT TOPLAMIYOR

Diğer taraftan “bu ne güzel işmiş bu bizde de çok güzel yetişiyor. 80 sente mısır satmak yerine fındık dikelim” demeye kalkan melun rakiplerimizin tamamının fındık ekip bize rakip olmasını birleşmiş milletler kararı ile yasaklatsak. Ne olurdu? Karadeniz Bölgesi fındıktan senede 5 milyar dolar para kazanırdı.

 

5 MİLYARDOLAR KARADENİZ’E YETER Mİ?

Karadeniz insanı bu senaryo gerçekleşse ihya olur mu? 5 milyar dolar = kalkınmış müreffeh bir Karadeniz demek midir?

 

HAYIR, BİN KERE HAYIR!

Koca Karadeniz 5 milyar dolar’la geçinemez. 5 milyar dolar Karadeniz’in umudu olmaz. 2008 yılında tek bir sanayi tesisimizin cirosu 6,5 milyar dolardı. Öyleyse fındık Karadeniz’de yaşayan 5 milyonu aşkın insanın umudu olamaz.

 

TARIMDA ÜRETİM TEKELİ OLMAZ

Bir başka açıdan baktığımızda durum şudur: Tek bir ürüne dayalı tarım politikaları emperyalist sömürgecilik döneminin sömürge ülkelere dayattığı politikalardır. Bu dayatmaya mahkum olmuş hiçbir ülkenin yüzü gülmemiş ve kalkınmamıştır. Bu nedenle tarımsal üretim tekeli sanıldığı gibi iyi bir

özellik değildir.

 

FINDIK, PETROL DEĞİLDİR

Fındık, petrol gibi limitli rezervleri belli bir emtia değildir. Uygun iklim koşularında 5 sene içinde yetişir, yüksek fiyat tüketimi azaltır, rakipleri çoğaltır. Bu nedenle kimsenin kendisini biz bu işte tekeliz diyerek, piyasadan daha büyük ve daha uyanık zannetmemesinde derin fayda vardır.

 

TEK TİP ÜRÜNE TİCARİ BAĞIMLILIK

Gelişmiş ülkeler, tek tip ürüne ticari bağımlılık yerine “ekolojik tamlık” ve “kendi kendine yeterlilik” çağına çoktan geçmişlerdir. Bizim; “her yer fındık olsun, kasalar parayla dolsun” felsefesinden hemen vazgeçmemizde derin faydalar vardır. Bundan vazgeçmenin dinamiği birazda sizlerde saklı değerli arkadaşlarımız. Bu mesele konusundaki tartışmanın, hamaset sığlığından kurtulmanın yolu sizin doğru bilincin gelişmesine ve doğru çözümün hayata geçmesine destek vermenizden geçiyor. Hepimizin tarih karşısında sorumlulukları var.

Toplam Okunma Sayısı : 1112

GülNet İnternet Hizmetleri, GülKom Mühendislik Bilgisayar Ltd.Şti.
Gazipaşa Mah. Cudi Bey Mektep Sok.Mahmut Reis Apt. No:7 Kat:2 Daire:4 Trabzon / TÜRKİYE
Tel: +90 462 326 61 42 - Fax: 0 (462) 326 99 59
E-mail: info@visittrabzon.com