Rehber :
   
Mobilya Mağazaları
Burak Mobilya
Mürtezaoğlu Mobilya
Efendi Mobilya
Gorz Mobilya & Pekerler Mobilya
Tamamını Göster...
   
    Kullanıcı Adı:   
    Parola:           
                       

ÇARŞIBAŞI

  •   FOTOĞRAFLAR
  •   COĞRAFİ YAPI
    Çarşıbaşı İlçesi Doğu Karadeniz Bölgesinde Trabzon-Giresun sahil yolu üzerinde , Trabzon ilinin batısında yer alan bir yerleşim merkezidir.
    Çarşıbaşı ilçesinin doğusunda Akçaabat , batısında Vakfıkebir , kuzeyinde Karadeniz , güneyinde ise Akçaabat ve Vakfıkebir bulunmaktadır. Arazi yapısı genellikle dağınık ve eğimlidir.
    Dağlar bazı bölümlerde denize dik , bazılarında ise paralel olarak uzanırlar . Bu dağlar , bazı kısımlarında güney-kuzey doğrultusunda denize akan akarsularla bölünmüş ve vadiler meydana gelmiştir .Akarsular içerisinde en önemlisi İskefiye Deresi olup , birçok akarsuyun birleşmesi ile meydana gelmiştir ve Karadeniz ' e dökülmektedir. Çarşıbaşı'nın dağları denizden iç kesimlere doğru ilerledikçe yükselmektedir. İlçenin en yüksek yeri 2150 metre yüksekliğindeki Karadağ Tepesi'dir . Bu yer hem Akçaabat , hem de Vakfıkebir İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır . Bu bölge aynı zamanda Çarşıbaşılı köylülerin yaylası ve dinlenme yeridir . Diğer taraftan ilçenin doğusunda deniz kenarından başlayan Yoroz dağları , güneyinde Şahinli Köyü ' nün batısında kalan Karaorman Dağları , Kaleköy sınırları içinde bulunan Kulus Tepesi ile güneyinde Hıdırnebi Dağları da ilçede bulunan önemli dağlar arasında yer almaktadır.
  •   ÇARŞIBAŞI ADI
    Çarşıbaşı'nın eski adı İskefiye olup 1962 yılında değiştirilmiştir. Bunun yanında , Vakfıkebir'de kurulan pazara gidecek olan insanların konaklama yeri olduğu için Çarşıbaşı'na Pazarönü de denilmekteydi.
    Trabzon'a ve Çarşıbaşı'na ilk yerleşenlerin kimler oldukları tam olarak bilinmemektedir. Ancak Milat’lıların Trabzon çevresine yerleşmelerinden çok önceleri bu yörede yerli toplulukların yaşadıkları , hatta Türk oldukları bilim adamlarınca kabul edilen İskit'lerin buraya yerleştikleri ileri sürülmektedir.
    Miletliler ekonomik amaçlarla Karadeniz ' e açılmış , önce Sinop ' ta koloni kurup bundan sonra Doğu Karadeniz ' e doğru gelişmelerini sürdürmüşler , Trabzon ve çevresine hakim olmuşlardır . Miletliler Trabzon ' da koloni kurup etrafını da kontrol altına almışlardır . Trabzon'da Milet egemenliği 700 yıl devam etmiştir . Bu süre içerisinde Sinop ' tan gönderdikleri valiler aracılığı ile Trabzon ve çevresini yönetmişlerdir .
  •   TARİHÇE
    Bundan sonra Pers'ler Trabzon'a hakim olmuşlar ve Hellenistik Döneme kadar hakimiyeti ellerinde tutmuşlardır . Hellenistik Dönemin sonunda Trabzon ve çevresi Pont krallığına bağlanmıştır . Daha sonra Romalılar Trabzon ' a hakim olmuşlar ve 395 yılına kadar roma hakimiyeti devam etmiştir . Bu tarihte Roma ikiye ayrıldığı için Trabzon ve çevresi Doğu Roma İmparatorluğu'nun kontrolü altına girmiştir . Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Trabzon ' un kale dışındaki yerleşim merkezlerine Bayburt üzerinden Çepni ve Yüreğir Türkleri göç ederek yerleşmeye başlamışlardır . Daha sonra Bizans ' ı hakimiyeti altına alan Latinler ' den kaçan bir kısım Rumlar Gürcüler ' den aldıkları yardımla Trabzon ' a gelerek burada Pontus Rum İmparatorluğu'nu kurmuşlardır . Pontus Rum hakimiyeti Fatih Sultan Mehmet ' in Trabzon ' u fethine kadar devam etmiştir . Pontus Rumları son zamanlarında Akkoyunlular ile yakınlık kurarak güçlenmeye çalışmışlardır . Sultan II. Mahmut zamanında , denizden bir Rus baskınını önlemek , memleket savunmasını kolaylaştırmak amacı ile Trabzon kıyılarına top tabyaları yerleştirilmeye başlanmıştır . Bunlardan birisi de Çarşıbaşı'na kurulmuştur . Bu top tabyalarının görevini tam olarak yerine getirebilmesi için asker ve malzeme yönünden eksikleri giderilmiş ve bu hususta emirler yayınlanmıştır . Bunun yanı sıra , devam eden Osmanlı-Rus harbi için bu yöreden asker alınması amacı ile bir emir çıkarılmış ( 1828 ) ve Vakfıkebir ' den 140 kişinin alınacağı belirtilmiştir . Tanzimat sonrasında Trabzon vilayet olunca etrafındaki merkezler Trabzon ' dan yönetilmeye başlanmıştır . Çarşıbaşı ise Vakfıkebir ' e bağlanmış ve bu bağlılık uzun süre devam etmiştir . Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında karadan ve denizden Trabzon ' u muhasara ederek , buradaki Pontus Rum hakimiyetine son vermiştir . Trabzon 'un kısa sürede Türkleşmesi ve Müslüman bir şehir statüsüne kavuşması için diğer fethedilen yerlerde uygulanan iskan politikası burada uygulanır . Samsun , Niksar , Ladik , Bafra , Osmancık , Çorum , Tokat ve Torul ' dan Türk aileler getirilip Trabzon ve çevresine yerleştirilir . Böylece Trabzon ve çevresi Türk nüfusunun yerleşimine açılmış olur .Osmanlı Devleti zamanında sancak olan Trabzon ' a etrafındaki yerleşim merkezleri bağlanır . Bu durum Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta geçicine kadar devam etmiştir . Kanuni Sultan Süleyman zamanında Trabzon ve çevresi Erzurum'a bağlanır . Kanuni Sultan Süleyman'ın vefatından sonra Trabzon Erzurum ' dan ayrılır .16 . ve 17 . yüzyıllarda Trabzon ve etrafındaki yerleşim yerlerinin ekonomik ve sosyal bakımdan iyi bir durumda olduğu görülüyor . Nitekim 17 . yüzyılda Trabzon ' u gezen ünlü seyyahımız Evliya Çelebi " Seyahatname " isimli eserinde Vakfıkebir ve Çarşıbaşı hakkında şunları yazmıştır : " Yine kuzeye gidip Kilye ( Kılıta ) kalesine geldik . Bu da Trabzon ' un nahiyelerindendir . Gayet mamur köyleri vardır . Tek başına zeamet olup subaşısı vardır . deniz kıyısında bir yüksek tepe üzerinde Ceneviz yapısı eski bir kalesi vardır . Buradan Poruz Burnu ( Yoroz ) kalesine geldik . Bu kale deniz kıyısında kayalık bir durum üzerinde dört köşe şeklinde yapılmış ve küçük bir kale olup dört tarafında mamur köyler vardır . Bir Rum papazı tarafından yapıldığı için Poruz ( Yoroz ) kalesi derler."Birinci Dünya Savaşı'nda Ruslar'a karşı açılan Doğu Cephesi'ne Trabzon ' un bir çok yerinden ve bu arada Çarşıbaşı'ndan da askerler katılmıştır . bu askerlerden bir çoğu salgın hastalıklar ve dondurucu soğuklardan dolayı şehit düşmüştür . Ardından Ruslar'ın Trabzon ' u işgal etmeleri üzerine burada düşman esareti altında yaşayamayacağını anlayan insanlarımız göç etmek zorunda kalmış ve İzmit ' e kadar olan yerlere gitmişlerdir . Göç etmeyen insanlarımız ise , kendi köyünü düşmana vermemek için direnmişler ve düşmanlar bu köylere girememişlerdir . Göç eden insanlarımızın gittikleri yerlerde açlıkla , salgın hastalıklarla ve kendi topraklarından ayrı kalmanın hüznü içerisinde büyük sıkıntılarla karşılaştıklarını söylemek mümkündür . Çarşıbaşı'ndan göç eden insanlar geri döndüklerinde medrese ve karakol binası ile diğer yerlerin yakıldığını taş üstünde taş kalmadığını görmüşlerdir . Çarşıbaşı bundan sonra Vakfıkebir ' e bağlılığını sürdürmüş , 1944 yılında bucak olmuş , 01. 12. 1954 tarihinde Çarşıbaşı Belediyesi kurulmuş ve 12. 08. 1991 tahinde ilçe olmuştur .
  •   GELENEKLER
    Yöremizde diğer yörelerden en çok farklılık gösteren düğün geleneğimizdir . Otuz yıl öncesinde düğün için tanıdıklara şeker ve ekmek verilerek davet edilirdi . Davet işini kız tarafı yapardı . Düğün eğlencesi çarşamba gecesi kız evinde kına gecesi ile başlardı . Kına gecesine kızın arkadaşları , komşular , erkek tarafı da giderdi , damat götürülmezdi . Çeyiz asma işi çarşamba günü yapılır , aynı gün davulla çeyiz toplanırdı . Kına gecesinde eğlence olur , oyunlar oynanırdı . Hediye toplama işi eğlence arasında isim çağırarak yapılırdı . İsmi çağrılan kişi gelinin yanına giderek hediyesini verirdi . Hediyeler genellikle çamaşır , mutfak eşyası ve nadiren para olurdu . Gelinin eline kına koyma işlemi yapılırken , kınanın içine para konulurdu . Bu parayı genellikle kaynana koyardı . Ancak , kaynana çift nikahlı ise bu işi başkası yapardı . Perşembe günü damadın kapısında eğlence olurdu , aynı zamanda yemek verilirdi . Bu eğlenceye gelin katılmazdı . Akşama doğru gelin süslenen atla alınır , yeni evine doğru giderdi . Eve gelen çift kapıda bekletilir , gelin asma kırardı . Asma dalını üç yerden birbirinden ayırmadan kıran gelinin uğurlu olup olmadığı denenirdi . Kırılan dal tekrar filiz sürerse gelinin uğurlu olduğuna inanılırdı . Sahana su konularak evde kimin sözünün geçeceği belirlenirdi . Sahana kim vurup suyu dökerse hakimiyet ondaydı . Ayrıca , gelin eve girerken yüksekten başından aşağıya buğday , şeker ve para atılırdı . Nedeni ise eve bereket yağmasını sağlamaktı . Bu olaya " darı saçma " adı verilirdi .
    Kalandar : Yöremizde çocuklar , gençler tarafından eğlence kabul edilen ve hala devam eden geleneklerden biriside " kalandar " eğlencesidir . Rumi takvime göre yılbaşı gecesi kabul edilen 14 Ocak gecesi gençler uzun bir sopanın ucuna torba ve zil bağlarlar . Karanlık olduktan sonra mani söyleyerek evlerin kapılarını çalarlar . " Gece geldim kapınıza / Selam verdim yapınıza / Selamımı almazsanız / Daha gelmem kapınıza " diyerek açılan kapıdan zil ve torbayı uzatırlar . Ev sahibi kim olduğuna bakmadan torbaya fındık , meyve ve para koyar . Gençler o gece hem eğlenir , hem yiyecek , para toplarlar . Kalandar gecesinin sabahı hiç kimse başka bir eve gitmez , Çünkü o evde o yıl olacak bütün terslikler o kişiden bilinir.
    Hıdrellez : İlkbaharın ilk günlerinde toprağın canlandığı 6 Mayıs tarihinde insanlar piknik yerlerine giderek eğlenir . Halkın bazı inanışları vardır . O gün anahtarla kapı açılmaz , açılırsa o ailede doğacak çocukların tavşan dudaklı olacağına inanılır . Değirmen çevrilirse sürekli başını sallayan bebekler doğar diye bilinir. Bütün bu terslikler olmasın diye halk toprağa kabak veya başka bir çekirdek eker . Ekerken herhangi bir araç kullanılmaz . Şöyle der : " Bütün terslikler burada kalsın "
    20 Mayıs : Yöremizde Mayıs 7 ' si olarak anılır . İnsanlar eğlenmek amacı ile kayıklarla Beşikdüzü civarındaki Dilek Taşı'na giderler . İnsanlar Dilek Taşına para atarlar , dilekte bulunurlar . Sara olarak bilinen hastalığa tutulmuş olanlara kayıkla yedi dere ağzı gezdirilir . Bazı hastalar iyileşir ümidi ile aniden denize atılırlar . Halk bu tarihte tüm hastalıkların dermanının denizde olduğuna inanır . Hastalığı olanlar denize girerek yıkanırlar.

GülNet İnternet Hizmetleri, GülKom Mühendislik Bilgisayar Ltd.Şti.
Gazipaşa Mah. Cudi Bey Mektep Sok.Mahmut Reis Apt. No:7 Kat:2 Daire:4 Trabzon / TÜRKİYE
Tel: +90 462 326 61 42 - Fax: 0 (462) 326 99 59
E-mail: info@visittrabzon.com